Sokağın Çocukları…
Yerel Haberci
Hava Durumu
Arşiv
Gazete Manşetleri
RSS Beslemeleri
Linkler
// echo $giris_bas;
AnaSayfam Yap
Sık Kullanlanlara Ekle
Bize Ulaşın
Ana Sayfa
Foto Galeri
Video Galeri
Linkler

Sokağın Çocukları…

Facebook'ta paylaş
25/07/2021 , 12:10:23

     68’de Eşrefpaşa semtinde dünyaya geldim. Üç çocuklu ailenin tek kızı bendim.

 

     Rahmetli babam, Agora Sokağı’nda ayakkabıcılık yapardı. Hiç unutmam, numune olarak yaptığı her ayakkabıyı sonrasında eve getirir, annem giyerdi. İlk gençlik yıllarımda annemin diktiği kıyafetlerime uygun rengarenk ayakkabılardan ben de nasibimi aldım.

 

     Çok güzel bir çocukluk geçirdim.

 

     Babam tarafından hep torpilliydim. Arkadaşlarımın anneleri onları “babana söylerim” diye korkuturken ben çok şaşırırdım. Bizde böyle bir şey mümkün değildi. Babam, kardeşlerim şikayet ettiğinde  ‘o sizin ablanızdır’ der hep beni haklı görürdü. Ne mutlu bana ki ne kadar büyüseler de kardeşlerimin sevgi, saygısı tıpkı o günlerdeki gibidir. Sanırım kendime güvenim de bana o yıllardan miras kaldı..

 

     Ah günler ne güzel günlerdi.

 

     Okullar kapanır kapanmaz sokak çocuğu olurduk. Hem de tam mesai!

 

     Sabah kahvaltısından sonra çıkar, akşam ezanıyla eve girerdik. (Tabiki öğle uykusu şart)

 

     Kardeşlerimin sorumluluğu bende olduğu için, arkadaşlarına da gözkulak olurdum!

 

     Mahallemizin sonunda merdivenler vardı, o sebepten hiç araba geçmezdi. Fakat ‘güneşte kalmasınlar’, ‘kavga etmesinler’, ‘ağaçlara çıkmasınlar’ gibi tehlike hep vardı. 

 

     Bu sorumluluğu çok önemsiyor, takım oyunlarında hakemlik yapmak üzere hangi oyunların oynanacağına kadar kararları da ben veriyordum!

 

     Evimizin yanındaki arsada; ‘Çift kale maç’, ‘İstop’, ‘Dokuz Kiremit’, ‘Saklambaç’, ‘Seksek’ gibi oyunlar oynardık. En çok kavga ise meşe oynarken çıkıyordu. Çocukların meşeleri çok kıymetliydi. Bir meşe beş gazoz kapağı değerindeydi!

 

     Benim en sevdiğim oyun ‘Okulculuk’tu!

 

     Yaz tatili de olsa hepimizin ödevleri olurdu. Bu oyunda kardeşlerime ödev yaptırırken, arkadaşları da hemen defterini kapar arsadaki sınıfta yerlerini alırdı. Bu duruma en çok da anneler sevinirdi.

 

     Bir gün duyduk ki Nergiz’ler televizyon almış!

 

     Nergiz benden bir yaş küçük olduğu halde pek sokağa çıkmazdı. Annesi  “abisi izin vermiyor” derdi!  Ama bence annesine ev işlerine yardım ettiği için annesi izin vermezdi.

 

     Bazı akşamlar anne-babalar Nergiz’lere televizyon seyretmeye giderler fakat çocukları yanlarında götürmezlerdi.

 

     Pencereden gördüğüm kadarıyla televizyonu çok sevdim. Babama her akşam bizde alalım diye tutturduğumu çok iyi hatırlıyorum. En sonunda annem televizyonun çok pahalı olduğunu, o kadar paramız olsa buzdolabı almamızın daha önemli olduğunu söyleyince, ben sustum.

 

     Fakat çok da zaman geçmeden mahallemizdeki ikinci ‘Televizyonlu Ev’ biz olmuştuk!

 

     Sevincimi anlatmaya kelimeler yetmez. O zamanlar televizyon tek kanal ve siyah-beyaz olmasına rağmen her akşam İstiklâl Marşı okunup kapanıncaya kadar onu izlerdim.

     Çok güzel programlar olurdu. Mesela Rahmetli Levent Kırca’nın “Oyun Treni”ni büyükler bile izlerdi.

 

     “Oyun Gemisi” diye efsane bir çocuk programı vardı. Sıcacık, samimi, çocukları hayal dünyasında deniz yolculuğuna çıkarırdı.

 

     Ve “Küçük Ev”. O dizideki “Loura” ya hayrandım. Saçlarımı onun gibi örer, hep ona benzemeye çalışırdım.

 

     Televizyondan sonra bizim sokak oyunlarımız da değişmeye başladı. Artık bizim de “Vikingler” gemimiz vardı. Ve benim kukla gösterilerim!

 

     Yumurtalara kaş, göz, papyon çizip içlerini boşaltarak, parmaklarıma takıp o kuklalarla hikayeler anlatırdım.

 

     Artık akşamüstü olunca perde açılıyor ve gösterisi başlıyordu. O zamanlar hiçbirimizin parası yoktu. Fakat gösteriyi izlemek bedeva değildi; Girişler 1 meşe!

 

     Bugün ne yazık ki çocukların sokakta oynama şansı pek yok. Onların teknoloji ile araları çok iyi olduğu için bilgisayar oyunlarını tercih ediyorlar.

 

     Televizyon da evde annelere kaldı.

 

     Yapılan istatistiklere göre kadınlar ev işlerine başlamadan önce ilk iş televizyonu açıp yatıncaya kadar kapatmazlarmış. Uzmanlar, her geçen gün biraz daha büyüyen tehlikeye dikkat çekerek televizyon izlemenin bağımlılık yaptığını, ekran başında uzun saatler geçirmenin zararlarını anlatıyorlar. Aslında, kaliteli programlar yapılabilse ve bu sihirli kutudan eğitim amaçlı fayda sağlansa ne kadar güzel olurdu. Önce anneler öğrenir sonra da çocuklarına öğretirdi..

 

     Anne-babanın en temel görevi çocuklarına, çocukluğunu doya doya yaşamalarına olanak yaratmaktır.

 

     Çünkü her insanın anavatanı çocukluğudur.

 

     Bizim kuşak sokak çocukları, çocukluğunu doyasıya yaşayanlardandır.

 

     Biz, sırası geldi bir gevreği lokma lokma bölüştük, aynı bardaktan su içtik. Birimizin dizi kanayınca, onun yanına oturup hepimiz birlikte ağladık. Yendik, yenildik ama birbirimizi hiç ezmedik.

 

     Bugün doğa katliamına, kadın şiddetine, sokak hayvanlarına yapılan eziyete isyanımız işte bu yüzdendir. Bize göre herkesin eşit haklara sahip olabileceği bir dünya mümkün.

 

 

     Milletçe zor zamanlardan geçiyoruz.

 

     Her koşulda birlik ve beraberliğin sağlanması insanların ve toplumların sağlığı için son derece önemlidir.

 

     Umut imkansız bir sevda değil, imkansızı gerçeğe dönüştürecek bir yol haritasıdır.

 

     Sözlerimi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözüyle bitirmek istiyorum;

     “Bir Ulus sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek hiçbir güç düşünülemez”

 

Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapmak İstermisiniz ?


Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
05/08/2021 , 09:42:39
EKONOMİ
03/08/2021 , 23:37:11
GAZİEMİR
03/08/2021 , 23:03:21
GAZİEMİR
02/08/2021 , 20:40:50
GAZİEMİR
01/08/2021 , 11:42:54
GÜNDEM
01/08/2021 , 11:35:21
GÜNDEM
 
Köşe Yazarları
Köşe Yazarları
1965 yılında İzmir doğdu. İlköğrenimini İnkılap ve Eşrefpaşa Ömer Lütfü Aka...
1973 yılında Turgutlu’da doğdu. İlköğrenimini Turgutlu’da ,orta ve lise öğr...
1972 yılında İzmir de doğdu.İlk ,orta ,lise ve üniversite eğitimini İzmir d...
Editörün Seçtikleri
Gaziemir'den Tüm Dünyaya Yerel Haberler. Bizi Aşağıdaki Sosyal Medya Hesaplarından Takip Edebilirsiniz.
Bizi Takip Edin