28 Nisan 2017 Cuma

GAZİEMİR'İN REFERANDUM ANALİZİ...

OTUZ YIL ÖNCE, OTUZ YIL SONRA

02 Nisan 2017, 21:30
OTUZ YIL ÖNCE, OTUZ YIL SONRA
Türker Küpcük
16 Nisan'da yapılacak referandumda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan seçmen 18 maddelik anayasa değişiklik paketi hakkında son sözü söyleyecek.

Getirenlerin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak, karşı görüş ifade edenlerin dünyada eşi benzeri olmayan rejim değişikliği dedikleri anayasa değişiklik paketi vatandaşların çoğunluğu tarafından akıbeti oylanacak. Seçmen ya evet yada hayır diyecek!

1980 Askeri Darbesi sonrasında yönetimi ele geçiren zamanının kuvvet komutanları hazırlattıkları 82 anayasası ile varlıklarını kurumsallaştırdılar. Yapılan referandumda halka kabul oyu vermemeleri halinde ülke yönetimini millete iade etmeyeceklerini seçimli parlamenter demokrasiye geçmeyeceklerini dikte ettiren dikta rejimi istedikleri sonucu da elde etmişti. Yüzde 92 oy ile tüm demokratik hakları kısıtlayan 82 anayasasını kabul ettiren darbenin başı konumundaki Kenan Evren anayasaya koyduğu geçici bir maddeyle kendisini de 7.cumhurbaşkanı ilan etmişti.

1983 yılında nihayet seçimler olacak ve halkın önüne yeniden seçim sandığı konulacak ve ülkeyi yönetecek parlamento ve hükümet yeniden kurulacaktı. Ancak işi sıkı tutmakta kararlı olan darbeciler yeni anayasa ile oluşturdukları Milli Güvenlik Konseyi onayı almamış hiç bir partinin seçime giremeyeceğini de ilan etmişti. 1980 darbesiyle aralarında Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi başta olmak üzere tüm partiler zaten kapatılmıştı. Bu partilerin genel başkanlarına (Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Alpaslan Türkeş'e) 10 yıl üst düzey yöneticilerine de 5 yıl siyaset yapma yasağı getirilmişti. 

Yeni partiler en az 30 kurucu üyenin İçişleri Bakanlığı'na başvurması ve bu başvurunun MGK tarafından onayı şarttı. Askerler eski bir general olan Turgut Sunalp'e Milliyetçi Demokrasi Partisi adı altında parti kurdurdu. İktidarı askeri idareden teslim alacak sağ parti oluşmuştu. Bir de buna sol tarafı memnun edecek bir partiye daha ihtiyaç vardı. Eski İzmir valilerinden Necdet Calp'in kurduğu Halkçı Parti'ye müsaade edildi. Evren'in ve beraberindekilerin öngördüğü iki partili bir sistemdi. Onun yanında küçük bir parti o günlerin terimiyle 'buçuk' parti de olabilirdi. Darbeden sonra darbeci askerlerin başbakan olarak tayin ettiği eski oramiral Bülent Ulusu'nun kabinesinde yer alan ve başbakan yardımcısı olan 1980 askeri darbe öncesinin Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarı Turgut Özal'da görevinden istifa etmiş ve parti kurmaya karar vermişti. Askerlerin Özal konusunda kafalarının karışıktı. Demirel'in geçmişteki bürokratının parti kurmasına başlangıçta sıcak bakılmadı. Üç yıl boyunca başbakan yardımcılığı görevi yaptırılan kişiye şimdi hayır demek bir çelişki olacaktı. Dış dünyadan da gelen tesirle Özal'ın parti kurulmasına izi verildi. Özal geçmişteki dört eğilimi yani liberal, sosyal demokrat, muhafazakar ve milliyetçilerden oluşan bir yapı ortaya koyarak Anavatan Partisi'ni kurdu. 

Askerilerin desteklediği Sunalp'in MDP'si seçim meydanlarında istenildiği gibi ses getiremedi. Destek bulamadı. Özellikler liberal sağ seçmen Özal'ın ANAP'ında birleşti. Demirel'in eski müsteşarı olması Demokrat Parti, Adalet Parti çizgisindeki seçmenin oylarını yeni partiye akmıştı. Seçim sonuçlarında ANAP yüzde 45 ile tek başına iktidardı.

1987 yılına gelindiğinde ise askeri darbe ürünü olan eski partilerin genel başkanlarına getirilen siyasi yasakların kalkması için TBMM'de Anayasa Değişikliği yapılması söz konusuydu. Darbeci cumhurbaşkanı Kenan Evren'de siyasi yasakların kalkmasını 'artık uslanmışlardır' söylemiyle de desteklemişti. İktidarı elinde bulunduran Özal ise bunu halka soralım diyerek söz konusu anayasa değişikliğini referanduma sundu.

Eskilerin siyasi yasakların kalkmasına karşı olduğunu ifade eden Özal meydanlarda istikrar vurgusu yapıyor ve seçmeni eski günlere dönülmekle korkutmaya çalışıyordu. 

Referandumda oy pusulası mavi Evet, turuncu ise Hayır olarak belirlenmişti. Anaysa değişikliğini meclisten kabul eden iktidar yasakların kalkmasına Hayır derken, muhalefet ise askeri darbenin getirdiği yasakların kalkması için Evet'i destekliyordu.

Yasaklı olan liderler kendi yasaklarının kalkması için düzenlenen anayasa değişikliği hakkında kendilerini dahi savunmalarına izin yoktu. Onları muhalefet partilerin liderleri savunurken, iktidar sahipleri ise karşı görüşlerini çok güçlü şekilde ortaya koyuyorlardı.  

Özal yaptırdığı anketlerde referandumun bıçak sırtı olduğunu görmüş ve son kozunu oynamaya karar vermişti. Pazar günü yapılacak referandumdan bir gün önce televizyondan seçmene şöyle seslenmişti; Referandumun sonucu ne olursa olsun erken seçim var!

6 Eylül 1987 günü yapılan referandumda Türk seçmeni kararını milimi milimine vermişti: Yasaklar kalksın!

1987 referandumunda evet yüzde 50,16 hayır ise yüzde 49,84 oy almıştı.

Yasakların kalkmasını İzmir'de evet'lerin hayır'lara 275 bin oy fark atması seçimde belirleyici faktör olmuştu. Evet'ler ülke genelinde hayır'ları 75 bin civarındaki farkla geçmişti.  


6 Eylül 1987 - 16 Nisan 2017. İki referandum arasından yaklaşın 30 yıl geçti.

O gün ile bugün arasında nitelik ve nicelik olarak elbette büyük farklar bulunuyor.

En basitinden 

O günün iktidarı yasakların kalkmasına itiraz ederek hayır diyordu. Bugünün iktidarı başbakanlık sistemini kaldıracak anayasa değişikliği yaparak Evet diyor.

O günün muhalefeti askeri darbenin getirdiği siyasi yasakların kalkmasını savunarak iktidarın referanduma sunduğu anayasa değişikliğine evet diyordu. Bugünün muhalefeti ise başbakanlık sisteminin ortadan kaldırılmasına Hayır diyor.

Hangisinin olacağına seçmen karar verecek.

Bir birinden farklı anketlerin havada uçuştuğu şu günlerde seçmen bunlara ne kadar itibar ediyor 16 Nisan akşamında belli olacak.

1987'de yaşanan başa baş bir referandum sonucuyla karşı karşıya kalma ihtimali giderek artıyor. Kazanan taraf çok az bir farkla tezini kabul ettirmiş olabilir. Bunun tarihte yaşanılan örneği de bulunuyor.

'Kıl' payı denilebilecek bir referandum sonucunun tarafları çok ta memnun etmeyeceği de ayrı bir gerçek. 

Bakalım ne olacak!

Yaşayıp göreceğiz.

Ancak bir nokta belli.

O da siyasette hiç bir şey artık eskisi gibi olmayacak! 


YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 3 yorum mevcut

    • VAROL ZENGİNOBUZ 3 hafta önce yorumlandı

      bir millette, özellikle bir milletin yönetiminden sorumlu bulunan yöneticilerin kişisel ihtirasları, kişisel münakaşaları milli ve vatani vazifelerin gerektirdiği yüce duyguların üzerine çıkacak dereceye varmış olan memleketlerde, dağılmaktan ve batmaktan kurtulmak mümkün değildir.
      şefkat ve merhamette güneş gibi ol,

      müsamaha ve feragatta deniz gibi ol,

      sahavet ve cömertlikte akarsu gibi ol.

      tevazu ve mahviyette toprak gibi ol,

      başkalarının kusurunu örtmekte gece gibi ol,

      hiddet ve şiddette ölü gibi ol.

      olduğun gibi görün, göründüğün, gibi ol.

      fazla hızlanıp gitme,

      öfkeden yana gitme

      bu yol gönül yoludur,

      incinsen de incitme

    • VAROL ZENGİNOBUZ 3 hafta önce yorumlandı

      memleket dayanışma isteyen bir birliğe muhtaçtır. alelâde politikacılıkla milleti parçalamak, hıyanettir. 1925
      benim istediğim sadece memleket işlerinin büyük millet meclisinde açıkça münakaşa edilmesidir. büyük millet meclisinde türk milletinin gözü önünde açıkça konuşulamayacak hiçbir iş yoktur. 1930
      bir hükümet iyi midir, fena mıdır? hangi hükümetin iyi veya fena olduğunu anlamak için, hükümetten gaye nedir?” bunu düşünmek lâzımdır. hükümetin iki hedefi vardır. biri milletin korunması, ikincisi milletin refahını temin etmek. bu iki şeyi temin eden hükümet iyi, edemeyen fenadır. 1923
      bizim telâkkimize göre, siyasî kuvvet, millî irade ve egemenlik, milletin bütün halinde müşterek şahsiyetine aittir, birdir. taksim edilemez, ayrılamaz ve başkasına bırakılamaz. 1930
      memleket işlerinde, millet işlerinde, hakikî işlerde duygulara, hatıra, dostluğa bakılmaz. 1922
      dünya düşse peşimize, yer sarsilsa yerinden, ne senden vazgeçeriz, ne senin eserlerinden.
      mustafa kemal'in askerleriyiz.

    • VAROL ZENGİNOBUZ 4 hafta önce yorumlandı

      yasakların kalkmasını izmir'de evet'lerin hayır'lara 275 bin oy fark atması seçimde belirleyici faktör olmuştu.
      tarih tekerrürden ibaretmidir acaba.?

    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    ARŞİV