27 Mayıs 2017 Cumartesi

BAYKAL İZMİR'DEN "HAYIR" DEDİ. BAKAN SOYLU'YA YANIT VERDİ.

Referandum çalışmaları kapsamında İzmir'e gelen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal İsmet İnönü Sanat Merkezi'nde referanduma yönelik mesajlar verdi. Kemeraltı'nda esnaf ziyaretleri de yapan Baykal İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun iddialarına da yanıt verdi.

18 Mart 2017 Cumartesi 20:17
BAYKAL İZMİR'DEN
Deniz Baykal yaptığı toplantı ve temaslarda şu görüşlerini dile getirdi;

“İzmir’de uzunca aradan sonra görkemli bir toplantıda sizlerle birlikte olmak büyük mutluluk. Bu toplantıyı Türkiye’nin yol ayrımına yaklaştığı ve ülkenin geleceğiyle ilgili kararları almış olduğumuz dönemde gerçekleştirmek büyük önem taşıyor”

 “Bugün 18 Mart… Dünya siyasetinin şekillenmesine yol açan çok önemli bir olayın gerçekleşmesinin 102’inci yıl dönümünü yaşıyoruz. Çanakkale deniz savaşları… Sadece Türkiye için değil dünya coğrafyası açısından sonuçlar doğurmuştur. Eğer müttefik kuvvetler Çanakkale’den geçmiş olsaydı çarlık rejimine biraz daha olanak sağlamış olacaklardı. Verdiğimiz mücadele dünya tarihinin akışını değiştirmiştir. Çanakkale de millet ölüme güler yüzle gitmiştir. Milletimiz gerdeğe girer gibi cepheye gitmiştir. Çanakkale milletimizin, komutanlarımızın, Mustafa Kemal Atatürk’ün” 

“Bu bir siyasi parti çalışması değildir. Türkiye’nin doğrusunda, batısında, kuzeyinde aynı manzara vardı. Bir tek parti bayrağı görmüyorum, tek bayrak milletimizin Türk Bayrağı’dır. İzmir’de hep parti bayrakları dalgalanırdı, bugün niye dalgalanmıyor? Çok büyük bir sorumlulukla buraya gelen herkes biliyor ki bu parti toplantısı değildir. Partizanlık peşinde değiliz. Onun zamanı değil. Bu bir vatan ve Türkiye toplantısıdır. Hepimiz şu ya da bu parti için burada değiliz, Türkiye için buradayız. Ben CHP’liyim, onunla da iftihar ediyorum. Çünkü CHP’nin ne anlama geldiğini çok iyi biliyorum. Yeni cumhuriyet kurmanın yolunu açan Çanakkale ruhundan sonra yeni bir Türkiye Cumhuriyeti ruhu doğdu, işte o siyaset benim partimin vazgeçemeyeceği temel siyasettir” 

 “Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olarak, Türkiye’yi yaşamış, geçmişini bilen, geleceğini düşünen Türkiye Cumhuriyeti evladı olarak buradayım. İnanıyorum bugün bu salonda başka partilere mensup arkadaşlarım da vardır. Elbette olacaktır, ben bunu istiyorum. Başka partilerden genel başkan yardımcılarının aramızda olduğunu duydum, göğsüm kabardı, gurur duydum. MHP’li arkadaşlarımın burada olduğundan eminim ve kuşku duymuyorum. Saadet Partili, AK Partili kardeşlerimin aramızda olduğunu umuyorum, diliyorum ve hoş geldiniz. Eski Doğru Yolcu’lar, ANAP’çılar hep bir aradayız. Sorun hepimizin bir arada olmasını gerektiriyor. Onun için Türk bayrağı açıp ‘gelin altında toplanalım’ diyorsunuz. Buna ihtiyaç var. Gün bugündür! Türk Bayrağı altında toplanmanın günü bugündür. Meclis o kararı alamadı ve şimdi millet bu kararı alacak. Devletin temellerinin sadece kanunlarda değil milletin yüreğinde yazdığını 16 Nisan’da ortaya koyacak” 

“Türkiye nedir? Çanakkale’yi tuttuk ama İstanbul işgal edildi, bir şey değişmedi. Sevr Anlaşması’yla noktalandı. Bir monarşi, saltanat ve padişah var. Çaresiz kaldılar, tükendiler, bittiler. İş birliği yaptılar demiyorum ama direnemediler, teslim oldular. Ellerindeki kudret buna yetmedi. İngiliz zırhlısına bindiler kaçtılar. Türkiye’yi verdiler. Kurtuluş mücadelemiz İstanbul işgal edilince değil, İzmir işgal edilince başlamıştır. Mustafa Kemal İzmir işgal edildiğinde ‘Bir dakika, harekete geçmeliyiz’ demiştir ve Samsun’a çıkmıştır. ‘İstiklali milletin azim ve kararı kurtaracaktır’ dedi. Bu bildirge saltanata meydan okunma bildirgesidir. Seçim kampanyası yapar gibi çalıştı. Ama bir siyasi parti için, iktidarı kapmak için değil milleti kurtarmak için siyaset yaptı. Sevr’i yırtarak Lozan’ı onlar imzaladı. Milletin egemenliği meclisin üstündedir anlayışı hakim oldu. Sonraki dönemlerde darbe yapanlar bile seçime sürüklenmek zorunda kaldı”

“1983 anayasası 17 defa değişti. Şimdi 18’inci bir tasarı geldi önümüze. Bir baktık gelen yasa dünyanın 200 ülkesinin hiçbirinde yok. Anayasa kitaplarında baktık, böyle bir kitap yok. Yani kitapta yeri yok bu anayasanın. Başkanlık diye eli yüzü düzgün bir sistem var. Çoğu yerde başarısızlık ama Amerika’da başarılı işliyor. Oradaki gibi mi diye baktık hiç alakası yok. Tarihimizde yeri var mı? Yok. Şura, istişare ve 100 yıldan beri meclis var. Bilge Kağan’a kadar git, orada bile konuşulan insanlar var. Ne meclis ne mahkeme ne siyaseten şuna bak diyecek bir otorite yok. Bakan atayacak meclisin haberi olmayacak, atadıktan sonra da olmayacak. Yardımcı seçecek seçmenin haberi olmayacak. Ben kararlaştırdım! Kaç tane? Size ne? İtiraz edince, ne demek sınırsız, 1-2 olur. Yaz o zaman en fazla 3 olmak üzere başkan seçer diye, yazmıyor. Beni niye kısıtlıyorsun diyor. Böyle devlet düzeni olur mu? Hukuk kimsenin keyfiyetine bırakılmaz.  Mecliste her inanç ve etnik kökenden insanın olduğu tek organ meclis. Yüzde yüz milli irade o işte… Seçime gireceğim, yüzde 50 artı 1… Burada meclisin yüzde yüzü var. Meclisin elinde olan yasama yetkisini cumhurbaşkanı bizzat kendisi, kanun adında değil ama cumhurbaşkanı kararnamesi adı altında çıkarabilecek. Bütün bakanlıkları feshedebilecek. Yeni bakanlık kurabilecek. Kim nasıl atanır konusunda kendi başına karar verecek. Yetkileri ve özlük haklarını kendisi belirleyecek. Bana bırakın ben yaparım düzeni olur mu? Milletin cebinden çıkan paranın nereye harcanacağına meclis değil başkan karar verecek.  Bu Türkiye’nin küme düşmesi anlamına gelen bir anayasadır. Anayasalar sadece metinler değil, medeniyet tercihidir. Nasıl bir medeniyetin içinde yaşayacağız? İdealin nedir, anayasaya baktığın zaman görürsün. İlk kez var olan dünya medeniyetinin altında, dünya liginde değil, bölge liginde oynamayı kendi irademizle kararlaştırıyoruz. ‘Bizim müstahakkımız budur’ diyoruz. Hayır , Türkiye’nin müstahakkı bu değildir. Türkiye her zaman çağın ötesinde bir anayasaya layıktır”

“Eyalet ilan etme yetkisini meclisin yanı sıra cumhurbaşkanına da veren değişiklik. Nereden çıktı? Eyalet kurma hakkını cumhurbaşkanın talep etmesini gerektiren, dillendirmeden bunu böyle yapan bir düzenleme ne anlama geliyor? Bu anayasa eyalet kurma anahtarını cumhurbaşkanına teslim eden bir anayasadır. ‘İlk dört madde orada duruyor’ diyorlar da 123’üncü madde de bu hale geldi. Anayasa mahkemesi ne karar verecek? Git derdini anlat… Yeni anayasa ‘Sen bildiğini yap kardeşim, duyurma bile’ diyor. Başkanın etrafında bir kadro oluşacak, halka, meclise, hiçbir şey sorulmadan para çatır çatır harcanacak sen ağzını bile açamayacaksın”
 “Türkiye 80 milyon… 600 yıllık imparatorlukta yaşayan ve kurtuluş savaşını veren bu insanlara ‘ver elindeki egemenliği ben idare edeceğim’ diyor, sen kim oluyorsun? Bu yetkiyi hiçbir Allah’ın kuluna vermeyi kabul edemeyiz. Hiçbirimiz kendimiz için siyasi liderlerimiz için istemeyiz. Bu yanlış… Bu doğru değil. Yanımda başbakan istemiyorum diyor. Yahu bırak bir yardımcıya ihtiyaç var. Birisine kal derimi kalır, git derim gider. Bu kadar teslimiyet mümkün değildir. Karışmayın ben, harcayacağımı harcayayım, yapacağımı yapın, suç varsa mahkemeye gidin. Mahkeme denetim mekanizması değildir. İşlenen suçun gereğini yapar. 600 kişilik meclisten 400 kişi evet bu suçludur, mahkemeyi açalım diyecek. O zaman bu konu gündeme gelebilecek. Hangi meclis alacak bu kararı? Cumhurbaşkanının partisinin iktidar olduğu meclis?” 

 “Her an Sayın İçişleri Bakanı ile buluşmaktan, onu dinlemekten, onun bana söyleyeceği devletin bilgisi dahilinde olan her konuyu benimle paylaşmasından mutluluk duyarım. Buna açığım. Hemen bunu gerçekleştirebilir. Yalnız bu buluşmaları benimle özel bilgi paylaşımı anlayışı içinde değerlendirmesine gerek yok. Elindeki bilgilerin gereğini derhal yerine getirebilir, getirmelidir. Ben onun bana söyletecekleri ile hüküm verecek değilim. Hüküm vermesi gereken yargı mercileridir. Türkiye'nin bu konudaki resmi sürecidir. O süreç elindeki bilgileri versin, o sürecin elindeki bilgileri hepimiz görelim. Konu aydınlatılsın. Memnuniyetle sevinçle ben de takdirini yaparım”

 “7 yıldır bol siyasi değerlendirme dinledik. Hiçbir kimseden hiçbir şey çıkmadı. Eğer şimdi yeni bir durum varsa beninle niye paylaşıyor Sayın Bakan. Derhal yargı mercileriyle paylaşsın, onlar da gereğini yapsınlar, görelim. Şu ana kadar bu doğrultuda ne yazık ki ciddi bir şey çıkmadı. Ben bu konuda gerçeklerin ortaya çıkmasında mutluluk duyarım. Benim bu konuda elbette bir teşhisim var. Bunu da kamuoyu ile paylaştım. Ama benim o değerlendirme ve teşhisimi değiştirmemi gerektirecek hiçbir somut ciddi gelişme olmadı. Bu olmadan da benim kulağıma fısıldanan sözlerle ben kanaat değiştirecek değilim”

“Bir de bakan cesaret meselesinden söz ediyor. Cesaret şu sırada ‘Bunu Gülen Cemaati yaptı' demek değildir. Bu en kolay iştir, herkes bugünlerde ona atıyor. Cesaret onun dışında bugünün etkili mercileri arasında bu konuda sorumluluk sahibi varsa onu söyleyebilmektir. Bir İçişleri Bakanı için de en büyük başarı resmi güç sahiplerinden gerekirse hoşlanmayacağı şekilde konunun gerçeğini ortaya çıkaracak cesaretli adımlar atmaktır.”

YEREL HABERCİ HABER MERKEZİ

banner220

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 1 yorum mevcut

    • VAROL ZENGİNOBUZ 2 ay önce yorumlandı

      milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.
      mustafa kemal atatürk.
      hayir hayir olali hi̇ç bukadar hayir li olmadi.

    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    ARŞİV